Ana içeriğe atla

Kayıtlar

The Scientific Revolution, Faith, and the Distortions of the Modern World: Bridging Wootton’s Thesis with Today

  The Scientific Revolution, Faith, and the Distortions of the Modern World: Bridging Wootton’s Thesis with Today   In his book *The Invention of Science*, David Wootton explains the emergence of modern science in 16th and 17th century Europe as a unique convergence of linguistic, cultural, and historical conditions. Wootton argues that science took shape through the redefinition of concepts like “progress,” “fact,” and “experiment,” coupled with Europe’s intellectual climate of challenging authority. Yet, in today’s world, while some regions pour immense effort into scientific advancement, others nearly reject science, relegating it to the shadow of religion or turning it into an ideological tool. This distortion calls for a reevaluation of Wootton’s thesis in light of modern dynamics, advocating robustly for science as humanity’s indispensable force for progress while recognizing faith’s role in providing inner peace. This article blends Wootton’s historical analysis with th...
En son yayınlar

Toplumsal Dayanışma Yeniden Yeşil Türkiye

  Toplumsal Dayanışma Yeniden Yeşil Türkiye Türkiye'nin ormanları, sadece ağaçlardan ibaret değil; birer yaşam damarı. Son yıllarda artan orman yangınları, ciğerlerimizi yakan alevlerle hepimizi derinden etkiledi. Muğla'dan Bursa’ya, Çanakkale'den Adana'ya kadar uzanan bu felaketler, doğanın çığlığını yükseltti.  Peki, bu yaraları nasıl saracağız? Yanıt, Yanan Orman Alanlarının Rehabilitasyonu ve Yangına Dirençli Ormanlar Tesisi Projesi'nde, yani YARDOP'ta yatıyor. Bu proje, siyasi tartışmalardan uzak, hepimizin ortak paydası olan doğayı koruma çabası için bir umut ışığı. Gelin, neden YARDOP'un desteklenmesi gerektiğini ve yangın sonrası neler yapabileceğimizi konuşalım. YARDOP, 2008'de Antalya'nın yanmış topraklarında filizlenen bir fikir. Orman Genel Müdürlüğü'nün öncülüğünde başlayan bu proje, sadece yanan alanları yeniden ağaçlandırmakla yetinmiyor; aynı zamanda ormanları yangına karşı daha dirençli hale getiriyor. Yangınla kavrulmuş bir araz...

Dünya Barut Fıçısında:

Dünya Barut Fıçısında: Dünya 2025’te bir ip cambazının üstünde yürüdüğü ip gibi titriyor. Jeopolitik gerilimler, ekonomik çatışmalar, çevresel krizler ve teknolojinin karanlık yüzü, küresel bir savaşın fitilini ateşlemeye hazır. Albert Einstein’ın o meşhur sözü yankılanıyor: Üçüncü Dünya Savaşı’nda hangi silahların kullanılacağını bilmiyorum, ama Dördüncü Dünya Savaşı sopalarla ve taşlarla olacak. Peki, neden böyle dedi? Gelin, önce bugünün risklerini somut verilerle masaya yatıralım, sonra bu sözü bir simülasyonla canlandıralım ve dünyanın nasıl bir taş devrine dönebileceğini görelim. Bugünün Jeopolitik Savaş Riskleri: 2025’in Gerçekleri Dünya, adeta bir satranç tahtası ve her hamle kritik. İşte 2025’te küresel savaş riskini artıran başlıca faktörler: - Rusya-Ukrayna ve NATO Gerginliği : 2022’de başlayan savaş, hâlâ çözümden uzak. Polonya sınırında Rus füzelerinin düşmesi, NATO’nun doğu kanadında alarm zillerini çalıyor. Avrupa Çevre Ajansı’nın raporuna göre, 2024’te NATO’nun savunma ...

Turkey’s Real Enemy: Empty Rhetoric and Misery

  Turkey’s Real Enemy: Empty Rhetoric and Misery   Turkey is being distracted by artificial agendas amidst economic misery. Official inflation has exceeded seventy percent, but the reality felt in the streets, markets, and stores is far worse. A kilo of meat costs nearly half the minimum wage, leaving people unable to afford basic necessities. Historically, the Ottoman Empire’s final days were no different: while the palace dreamed of “ruling the world,” the people grappled with hunger and poverty. Today, those who parade fantasies like the “Ottoman model” or “United States of Turkey” are repeating the same mistakes. Bahçeli’s remarks about Öcalan, suggestions of “one Alevi, one Kurdish vice president,” and federation debates are all distractions, stealing attention from the people’s bread, jobs, and future. In times of crisis, history shows that rulers either invent external enemies or stoke nationalist fervor to diffuse public anger. In the nineteenth century, Ottoman “refor...

Everything’s Not So Bad for a Green World. Just a Bit of Awareness

 Everything’s Not So Bad for a Green World. Just a Bit of Awareness Hello from a sunny Vilnius Sunday morning! I hope you’ve got your coffee in hand and the sun on your face, because today we’re talking about something that makes the world a better place: sustainability and eco-friendly technologies! Sure, it might sound a bit technical, but hang on—this story is way more fun than you think. We’re saving the planet and  marvelling at technology’s superhero vibes. Ready? Let’s dive in! Think about it: Computers, phones, tablets… They’re with us every moment, right? But these devices guzzle energy—a lot! That’s where energy-efficient computing systems come in. They’re like technology’s way of hugging the environment. They use less power, shrink our carbon footprint, and say, “Hey, we can live with tech without wrecking the world!” For example, some next-gen data centers run massive operations on about as much energy as your coffee maker. Pretty cool, huh? So, what’s th...

“Yurtta sulh, cihanda sulh.”

  “Yurtta sulh, cihanda sulh.” Atatürk’ün bu sözü, sadece bir slogan değil, bir devlet aklıydı. Osmanlı’nın yüzyıllar süren fetihçi politikaları, geniş topraklar kazandırırken, savaşların yükü devleti ve toplumu tüketmişti. Atatürk, bu gerçeği gördü ve Türkiye Cumhuriyeti’ni kurarken bambaşka bir vizyon koydu ortaya: Savaş değil, barış; fetih değil, kalkınma. Peki, bunu nasıl yaptı? Atatürk, diplomasiyi fetihlerin önüne koydu. Lozan Antlaşması’nda, masada akıl ve mantıkla mücadele ederek genç Cumhuriyet’in sınırlarını ve bağımsızlığını güvence altına aldı. Silahla değil, müzakereyle. Dış politikada, komşularla iyi ilişkiler kurmayı hedefledi; Sadabad Paktı ve Balkan Antantı gibi anlaşmalarla, çevresinde bir barış çemberi oluşturdu. İçerde ise, eğitimi ve bilimi merkeze aldı. Köy Enstitüleri’ni kurarak, halkın aydınlanmasını hedefledi. Üniversite reformlarıyla, modern bilim dünyasına kapı açtı. “Biz medeniyetten, ilim ve fenden kuvvet alıyoruz,” derken, Türk milletinin savaş meydanl...

Türkiye’nin Gerçek Düşmanı: Hamaset ve Perişanlık

  Türkiye’nin Gerçek Düşmanı: Hamaset ve Perişanlık Türkiye, ekonomik perişanlığın gölgesinde, suni gündemlerle oyalanıyor. Enflasyon resmi rakamlarla yüzde yetmişleri aşmış, sokakta, pazarda, markette hissedilen ise çok daha ağır. Bir kilo et, asgari ücretin yarısına yaklaşırken, halk temel ihtiyaçlarını karşılayamaz hale geldi. Tarihsel olarak bakarsak, Osmanlı’nın son dönemlerinde de manzara farklı değildi: Saray “dünyayı yönetme” hayalleri kurarken, halk açlık ve yoksullukla boğuşuyordu. Bugün, “Osmanlı modeli” ya da “Türkiye Birleşik Devletleri” gibi fantezilerle halkın karşısına çıkanlar, aynı hataları tekrarlıyor. Bahçeli’nin Öcalan çıkışı, “bir Alevi, bir Kürt Cumhurbaşkanı yardımcısı” önerisi, federasyon tartışmaları; tüm bunlar, halkın ekmeğinden, işinden, geleceğinden çalan birer dikkat dağıtma manevrası. Tarihte kriz zamanlarında yönetimler, halkın öfkesini dağıtmak için ya dış düşman yaratır ya da milliyetçi duyguları körüklerdi. Osmanlı’da 19. yüzyıldaki “ıslahat” ...