Yeniden Super Lig
Sadece yüksek maliyetli birkaç yıldız transferi Süper Lig’i dünya futbolseverlerinin takip ettiği bir lige dönüştüremez; bunun için yönetim, hakem kalitesi, stat ve zemin koşulları, tribün doluluğu ve finansal şeffaflık gibi unsurların bütüncül bir şekilde iyileştirilmesi gerekir. Premier Lig, La Liga ve Bundesliga ile karşılaştırıldığında, Süper Lig’in bu alanlarda ciddi eksikleri var, ama aynı zamanda potansiyeli de yüksek.
Lig Yönetimi ve Finansal Şeffaflık
Süper Lig’de yönetim genellikle merkeziyetçi ve kulüp çıkarlarına dayalı kararlarla şekilleniyor. Türkiye Futbol Federasyonu’nun karar alma süreçlerinde şeffaflık eksikliği, kulüplerin borç krizleri ve Finansal Fair Play’e uyum sorunları öne çıkıyor. Örneğin, Galatasaray ve Fenerbahçe gibi kulüpler yüksek borçlarla mücadele ederken, UEFA’nın yaptırımlarıyla karşı karşıya kalabiliyor. Premier Lig’de ise kulüpler, sıkı mali denetimlerle karlılık ve sürdürülebilirlik hedefliyor; mesela Manchester United, ticari gelirlerini markalaşma ve global sponsorluklarla artırıyor. La Liga’da Barcelona ve Real Madrid’in üye bazlı yönetim modeli, finansal kararlarda taraftar denetimini güçlendiriyor, ancak borç krizleri (örneğin, Barcelona’nın 1 milyar avroyu aşan borcu) olumsuz bir örnek. Bundesliga’nın 50+1 kuralı, kulüplerin taraftar odaklı yönetilmesini sağlıyor ve borçlanma düşük seviyelerde tutuluyor (örneğin, Bayern Münih’in istikrarlı finansal modeli). Süper Lig’de şeffaf bir yönetim için, TFF’nin bağımsız bir denetim kurulu oluşturması ve kulüplerin borç yapılandırmasını zorunlu kılan düzenlemeler getirmesi şart.
Hakem Kalitesi
Süper Lig’de hakem hataları ve tartışmalı VAR kararları güvenilirliği zedeliyor. Örneğin, 2023-2024 sezonunda hakem kararlarına yönelik yoğun eleştiriler, taraftar ve kulüp tepkilerini artırdı. Premier Lig’de hakemler profesyonel bir eğitim sürecinden geçiyor ve VAR kullanımı daha standardize, ancak hatalar hala tartışılıyor (örneğin, 2023’te Liverpool-Tottenham maçındaki bariz VAR hatası). La Liga’da hakem kararları genelde tutarlı, ama bazı maçlarda tartışmalar yaşanıyor (Real Madrid’e karşı iddia edilen yanlılık gibi). Bundesliga, hakem eğitimine büyük yatırım yapıyor ve VAR teknolojisini etkin kullanıyor, bu da hataları minimuma indiriyor. Süper Lig’in hakem kalitesini artırmak için, profesyonel hakemlik sistemi, sürekli eğitim ve uluslararası standartlarda VAR uygulamaları gerekiyor.
Stat ve Zemin Kalitesi
Süper Lig’de yeni statlar (örneğin, Vodafone Park, Şükrü Saracoğlu) modern, ancak bazı statlarda zemin kalitesi sorunlu; örneğin, 2022’de Başakşehir’in sahasındaki kötü zemin maçların kalitesini etkiledi. Premier Lig’de statlar hem modern hem de zeminler yüksek standartta (örneğin, Wembley’nin hibrit çim sistemi). La Liga’da Santiago Bernabeu gibi yenilenen statlar dünya standartlarında, ama bazı küçük kulüplerin statları eski. Bundesliga’da ise statların çoğu yenilenmiş ve zeminler kusursuz; Borussia Dortmund’un Signal Iduna Park’ı buna örnek. Süper Lig’de zemin kalitesini iyileştirmek için, hibrit çim teknolojisine yatırım ve düzenli bakım zorunlu.
Tribün Doluluğu
Süper Lig’de büyük takımların (Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş) maçları genelde dolu, ama Anadolu takımlarının tribünleri genellikle boş. 2015-2016 sezonunda seyirci ortalaması 8 bin 395’ti ve bu, Avrupa’da 6. sırada. Premier Lig’de maç günü gelirleri ve seyirci ortalaması çok yüksek; örneğin, Arsenal’in Emirates Stadı sürekli dolu. La Liga’da büyük takımların statları dolu olsa da, bazı küçük kulüpler düşük seyirci çekiyor. Bundesliga’da seyirci ortalaması 43 bin 879 ile lider; uygun bilet fiyatları ve taraftar kültürü bunu destekliyor. Süper Lig’de Anadolu kulüplerinin tribünlerini doldurmak için uygun bilet fiyatları, taraftar etkinlikleri ve yerel bağları güçlendiren kampanyalar gerekli.
Avrupa Ligleriyle Karşılaştırma ve 10 Yıllık Reçete
Süper Lig, son 10 yılda gelirlerini 5 kat artırarak 2 milyar TL’yi geçti, ancak TV yayın gelirleri (84 milyon avro) Avrupa’nın ilk 10 ligi ortalamasından (587 milyon avro) 7 kat düşük. Premier Lig’in 6,7 milyar sterlinlik yayın anlaşması, Süper Lig’in gelir uçurumunu gösteriyor. Süper Lig’in Avrupa’nın en iyi ligleriyle rekabet edebilmesi için:
1. Finansal Şeffaflık ve Yönetim: TFF, bağımsız bir denetim kurulu kurmalı ve kulüplere borç sınırı getirmeli. Bundesliga’nın 50+1 modelinden esinlenerek, taraftarların yönetimde söz sahibi olması sağlanabilir.
2. Hakem Kalitesi: Profesyonel hakemlik sistemi kurulmalı, VAR teknolojisi standartlaştırılmalı ve hakemlere uluslararası eğitim verilmeli.
3. Stat ve Zemin: Tüm statlarda hibrit çim teknolojisi zorunlu hale getirilmeli ve bakım için merkezi bir fon oluşturulmalı.
4. Tribün Doluluğu: Anadolu kulüpleri için uygun bilet fiyatlandırması, dijital taraftar platformları ve yerel sponsorluklar geliştirilmeli.
5. Markalaşma ve Gelir Artışı: Süper Lig’in uluslararası yayın hakları için global pazarlama yapılmalı. Premier Lig’in yaptığı gibi, Asya ve Amerika pazarlarına yönelik özel yayın paketleri hazırlanmalı.
6. Yıldız Transferler ve Altyapı: Yüksek maliyetli transferler yerine, La Liga’daki gibi altyapıdan oyuncu yetiştirme ve scouting sistemine yatırım yapılmalı. Örneğin, Barcelona’nın La Masia’sı model alınabilir.
7. Rekabet Denge: Küçük kulüplerin finansal olarak güçlenmesi için, yayın gelirlerinin daha adil dağıtımı (Bundesliga modeli) uygulanmalı. Eğer bu adımlar tutarlı bir şekilde uygulanırsa, Süper Lig 10 yıl içinde UEFA sıralamasında ilk 5’e girip, Premier Lig, La Liga ve Bundesliga seviyesine yaklaşabilir. Ancak, bunun için siyasi etkilerden arınmış, uzun vadeli bir strateji şart.
Ant Gökçek, 21 Temmuz 2025 - Vilnius
Yorumlar
Yorum Gönder