Ana içeriğe atla

Altan Öymen: Gerçeğin ve Onurun İzinde Bir Ömür

 

Altan Öymen: Gerçeğin ve Onurun İzinde Bir Ömür

20 Haziran 1932’de İstanbul’da doğan Mehmet Altan Öymen, Trabzonlu bir ailenin oğlu olarak Ankara’da büyüdü. Babası Hıfzırrahman Raşit Öymen’in eğitimci kimliği ve CHP milletvekilliği, onun erken yaşlarda hem entelektüel bir çevreyle hem de siyasal bir bilinçle tanışmasını sağladı. 1955’te Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden mezun olan Öymen, daha öğrenciyken, 1950 yılında Ulus gazetesinde parlamento muhabiri olarak gazetecilik kariyerine adım attı. Bu, onun gerçeğe sadakatle bağlı, titiz ve araştırmacı gazetecilik anlayışının başlangıcıydı.

Gazetecilikte Bir Vakanüvis: Mobilya Dosyası

Altan Öymen’in gazetecilik kariyeri, Türkiye’de araştırmacı gazeteciliğin öncü örnekleriyle doludur. En dikkat çekici çalışmalarından biri, 1970’lerde Uğur Mumcu ile birlikte ortaya çıkardığı Mobilya Dosyasıdır. Bu dosya, dönemin Başbakanı Süleyman Demirel’in yeğeni Yahya Demirel’in gerçekleştirdiği hayali ihracat skandalını gözler önüne serdi. Öymen, bu skandalı ortaya çıkarmak için yurtdışına, Liechtenstein’a giderek Mopar adlı şirketin izini sürdü. Araştırmaları sonucunda, şirketin bir avukatlık bürosu adresine kayıtlı olduğunu ve 10 bin Frank sermaye ile kurulmuş bir firmanın Demirel’in şirketine 640 katı ödeme yaptığını ortaya çıkardı. Bu cesur çalışma, Öymen’in yalnızca bir muhabir değil, aynı zamanda gerçeği ortaya çıkarmak için sınırları zorlayan bir vakanüvis olduğunu kanıtladı. Bu olay, Türkiye’de araştırmacı gazeteciliğin ne kadar zorlu ama bir o kadar da hayati olduğunu gösterdi.

Öymen’in gazetecilik anlayışı, yalnızca skandalları ortaya çıkarmakla sınırlı değildi. 12 Eylül 1980 darbesinin karanlık günlerinde, siyasi haber yapmanın kısıtlandığı bir dönemde, o boş durmadı. Anadolu’yu karış karış gezerek şehir röportajları yaptı. Adana’daki kebap tartışmalarını bile kaleme alarak, toplumun nabzını tuttu ve sıradan insanların hikayelerini yazıya döktü. Bu yazılar, onun halkla bağını ve mesleğine olan tutkusunu yansıtan birer mücevherdi.

Siyasette Onurlu Bir Duruş

Altan Öymen, gazetecilikle sınırlı kalmadı; siyasete de damga vurdu. 1950’de CHP’ye üye olan Öymen, 1961’de Kurucu Meclis üyeliğiyle siyasi kariyerine başladı. 1977’de CHP’den Ankara milletvekili seçildi ve Bülent Ecevit’in kurduğu 40. Hükümet’te Turizm ve Tanıtma Bakanı olarak görev yaptı. 1995’te İstanbul milletvekili olarak parlamentoya döndü ve CHP Grup Başkanvekilliği yaptı. 1999’da, CHP’nin baraj altında kaldığı zorlu bir dönemde, partinin genel başkanlığına seçildi. 15 ay süren bu görevinde, sakin ve birleştirici kişiliğiyle partiyi toparlamaya çalıştı. 2000’de Deniz Baykal’a koltuğu devretse de, onun liderliği, CHP’nin çalkantılı günlerinde birleştirici bir çaba olarak hatırlanır.

Öymen’in siyasetteki duruşu, her zaman etik ve ilkeliydi. 1955’te, henüz genç bir gazeteci iken, Demokrat Parti’nin CHP’nin mallarına el koymasını protesto ettiği için gözaltına alındı. Bu olay, onun prensiplerinden ödün vermeyen karakterini erken yaşlarda ortaya koydu.

Bir Çelebi, Bir Aydın

Altan Öymen, yalnızca mesleki başarılarıyla değil, kişiliğiyle de iz bıraktı. Hürriyet Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Hakan, onun gerçeğe sadakatini överken, “Yalan söylemeden, gerçeği çarpıtmadan ne siyaset yapılıyor ne gazetecilik. Altan Öymen gerçeğe sadakati çok yüksek bir isimdi” dedi. Gazeteci Faruk Bildirici ise, Öymen’in öncelikle bir gazeteci olduğunu vurgulayarak, “Sunta Dosyası” gibi çalışmalarıyla araştırmacı gazeteciliğin öncülerinden biri olduğunu belirtti.

Öymen’in kitapları, “Bir Dönem Bir Çocuk”, “Değişim Yılları” ve “Öfkeli Yıllar” gibi eserler, Türkiye’nin yakın tarihine ışık tutan birer hazine niteliğindedir. Bu eserler, onun vakanüvis ruhunu yansıtır; olayları nesnel bir şekilde kaydederken, genç nesillere rehber olmayı amaçladı.

Son Yolculuk

Altan Öymen, 6 hafta önce akciğer kanseri nedeniyle geçirdiği başarılı bir ameliyatın ardından, ne yazık ki bir viral enfeksiyonla mücadele edemedi ve 19 Temmuz 2025’te, İstanbul’da çoklu organ yetmezliği sonucu hayatını kaybetti. Kızı Aslı Öymen, babasının kaybını, “Küçücük bir virüse yenik düştü, zatürreyle başa çıkamadık” diyerek ifade etti. Cenaze töreni, onun onurlu yaşamına yakışır şekilde, 21 Temmuz’da TBMM’de devlet töreniyle başladı, CHP Genel Merkezi’nde anıldı ve 22 Temmuz’da İstanbul Teşvikiye Camii’nde kılınan namazın ardından Zincirlikuyu Mezarlığı’nda toprağa verildi.

Mirası

Altan Öymen, geride yalnızca bir gazeteci ya da siyasetçi olarak değil, bir aydın, bir çelebi olarak iz bıraktı. Onun nezaketi, tevazusu ve mesleğine olan aşkı, genç gazetecilere ve siyasetçilere ilham olmaya devam edecek. Cumhuriyet’in kazanımlarına adanmış bu büyük çınar, Türkiye’nin demokrasi ve basın özgürlüğü mücadelesinde bir sembol olarak yaşayacak. Işıklar içinde uyusun, Altan Abi. Gözün arkada kalmasın; bıraktığın miras, güzel günler için umut olmaya devam edecek.


Ant Gökçek, 21 Temmuz 2025 - Vilnius

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

A Fight for the Homeland: The Struggle of the Turkish Cypriots, the 20 July Peace Operation, and the Story of the KKTC

  A Fight for the Homeland: The Struggle of the Turkish Cypriots, the 20 July Peace Operation, and the Story of the KKTC It was a sweltering summer day in December 1963 in Cyprus. In the Tahtakale neighborhood of Nicosia, Grandma Ayşe was baking bread for her grandchildren that morning. In the small courtyard of her home, under the shade of olive trees, the laughter of her children echoed. But this peace was soon to be shattered by the bloody shadow of the EOKA-B militants. In those dark days of 1963, the Rum’s dream of Enosis—the unification of Cyprus with Greece—had turned Turkish villages into a living hell. EOKA-B had set out to systematically annihilate the Turkish population. Grandma Ayşe’s neighbor, a young teacher named Mehmet, was abducted by EOKA-B militants while returning home that night. The next morning, his lifeless body was found in a field outside the village, his hands bound, his body riddled with bullets. This was just the beginning. During the infamous  Blo...

Biz Bu Kalaşnikofları Nereden Tanıyoruz?

  Biz Bu Kalaşnikofları Nereden Tanıyoruz? Dün, Irak’ın Süleymaniye kırsalındaki Casene Mağarası’nda, PKK’lı bir grup teröristin sembolik bir törenle Kalaşnikoflarını yakarak silah bıraktığı haberi gündeme düştü. 27 adet Kalaşnikof, bir M249, bir keskin nişancı tüfeği ve bir RPG’nin imha edildiği bu tören, “Barış ve Demokratik Toplum” çağrısı altında, Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025’teki açıklamasına dayandırıldı. DEM Parti yöneticilerinin de katıldığı bu olay, bazılarınca tarihi bir adım olarak alkışlanırken, Türkiye’nin acılarla dolu yakın tarihine bakıldığında, bu sembolik jestin samimiyeti sorgulanmadan geçilemez. Çünkü bu Kalaşnikoflar, Türkiye’nin kanayan yaralarının sembolü. Peki, biz bu Kalaşnikofları nereden tanıyoruz? Ve bu teröristlere gerçekten güvenebilir miyiz? Kalaşnikof’un Kanlı Tarihi Kalaşnikof, basit, dayanıklı ve ucuz olmasıyla dünya çapında terörist grupların vazgeçilmez silahı oldu. PKK’nın 1978’deki kuruluşundan bu yana, bu silahlar Türkiye’nin dört bir yanı...

The German Economy: Past, Present, and Future

  The German Economy: Past, Present, and Future The German economy has undergone a remarkable transformation, rising from the ashes of World War II to become a global economic powerhouse. However, in recent years, it has faced stagnation driven by energy crises, technological delays, and structural challenges. This article traces Germany’s post-war economic recovery and key milestones, examines current economic difficulties with rational data and examples, and argues that a transition from heavy industry to an artificial intelligence (AI)-driven technological revolution, coupled with a radical shift toward green energy to reduce dependency on Russian natural gas, can ensure Germany’s position as a leading global economic power in the coming century. In 1945, Germany was on the brink of economic collapse: cities lay in ruins, industry had ground to a halt, and the economy was virtually nonexistent. The 1950s marked the onset of the “Wirtschaftswunder” (economic miracle), driven by...