Ana içeriğe atla

Nasrettin Hoca Testisi ve Federasyon Zırvalamaları


Nasrettin Hoca Testisi ve Federasyon Zırvalamaları

Bir gün Nasrettin Hoca, oğluyla pazara giderken, çocuğun elinde bir testi var, su taşıyor. Hoca birden duruyor, oğluna okkalı bir tokat patlatıyor.Çocuk şaşkın, “Baba, ne yaptım?” diye soruyor. Hoca sakin sakin, “Testiyi düşürüp kırmadan döveyim dedim, kırdıktan sonra dövmenin faydası olmaz!” diyor. Çocuk bakakalıyor, biz de gülüyoruz ama Hoca’nın aklındaki derin: Zarar gelmeden önlem al, sonra ağlamanın anlamı yok!


Şimdi gelelim bugüne.

Türkiye’de son günlerde MHP lideri Devlet Bahçeli’nin “Cumhurbaşkanı yardımcılarından biri Kürt, diğeri Alevi olsun” önerisi, ardından milletvekillerinin ve siyasetçilerin çenesine vuran bir tartışma furyasıyla, memleketin feodal bir yapıya mı savruluyor sorusu ortalığı kasıp kavurdu. Sanki herkes elinde bir testi, düşürmek için yarışıyor! Hoca olsa, testiyi kırmadan evvel bir tokat aşk ederdi bu muhteremlere, “Ne yapıyorsunuz, aklınızı başınıza alın!” derdi. Bakın, Türkiye’nin ulusal üniter bütünlüğü, o testinin ta kendisi. Yıllardır bir aradayız, Türk’ü, Kürt’ü, Alevi’si, Sünni’si, hepimiz bu testiyle su içiyoruz. Ama bazıları, sağda solda, “Şunu yapalım, bunu yapalım,” diye veryansın ederken, testiyi yere çalmaya niyetli gibi. Lübnan’a mı özeniyoruz, nedir bu feodal hevesler? Herkes bir kabile reisi, herkes bir bölge ağası olma peşinde mi? Hoca duysa, “Eşek kadar adamlar, testi kırmadan aklınızı başınıza devşirin!” derdi. Ey hükümet, ey meclis, ey milletvekilleri, ey parti başkanları! Kendisini söz söylemeye muktedir sanan, ama aklı testi kırmaya çalışanlara sesleniyorum: Bu memleketin birliği, beraberliği sizin söz düellolarınızın oyuncağı değil! Hoca’nın dediği gibi, testiyi kırmadan önlem alın. Ulusal üniter yapıyı koruyan, herkesi kucaklayan, ayrıştırmayan bir politika güdün. Yoksa testiyi kırarsınız, sonra “Vah vah!” demekle kalmazsınız, kırık testinin başında gözyaşı döker, milleti de ağlatırsınız. Hadi, aklıselim olun. Hoca’nın tokadını beklemeden, o testiyi sağlam tutun. Türkiye’nin birliğini, bütünlüğünü koruyacak politikalarla milletin karşısına çıkın. Kimse bu memlekette kötülerin daha fazla cirit atmasını istemiyor. Testiyi kırmayın, yoksa Hoca’nın fıkrası gerçek olur, hepimiz kırık testiye bakar kalırız!

Ant Gökçek, 23 Temmuz 2025 - Vilnius

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

A Fight for the Homeland: The Struggle of the Turkish Cypriots, the 20 July Peace Operation, and the Story of the KKTC

  A Fight for the Homeland: The Struggle of the Turkish Cypriots, the 20 July Peace Operation, and the Story of the KKTC It was a sweltering summer day in December 1963 in Cyprus. In the Tahtakale neighborhood of Nicosia, Grandma Ayşe was baking bread for her grandchildren that morning. In the small courtyard of her home, under the shade of olive trees, the laughter of her children echoed. But this peace was soon to be shattered by the bloody shadow of the EOKA-B militants. In those dark days of 1963, the Rum’s dream of Enosis—the unification of Cyprus with Greece—had turned Turkish villages into a living hell. EOKA-B had set out to systematically annihilate the Turkish population. Grandma Ayşe’s neighbor, a young teacher named Mehmet, was abducted by EOKA-B militants while returning home that night. The next morning, his lifeless body was found in a field outside the village, his hands bound, his body riddled with bullets. This was just the beginning. During the infamous  Blo...

Turkey’s Real Enemy: Empty Rhetoric and Misery

  Turkey’s Real Enemy: Empty Rhetoric and Misery   Turkey is being distracted by artificial agendas amidst economic misery. Official inflation has exceeded seventy percent, but the reality felt in the streets, markets, and stores is far worse. A kilo of meat costs nearly half the minimum wage, leaving people unable to afford basic necessities. Historically, the Ottoman Empire’s final days were no different: while the palace dreamed of “ruling the world,” the people grappled with hunger and poverty. Today, those who parade fantasies like the “Ottoman model” or “United States of Turkey” are repeating the same mistakes. Bahçeli’s remarks about Öcalan, suggestions of “one Alevi, one Kurdish vice president,” and federation debates are all distractions, stealing attention from the people’s bread, jobs, and future. In times of crisis, history shows that rulers either invent external enemies or stoke nationalist fervor to diffuse public anger. In the nineteenth century, Ottoman “refor...

Biz Bu Kalaşnikofları Nereden Tanıyoruz?

  Biz Bu Kalaşnikofları Nereden Tanıyoruz? Dün, Irak’ın Süleymaniye kırsalındaki Casene Mağarası’nda, PKK’lı bir grup teröristin sembolik bir törenle Kalaşnikoflarını yakarak silah bıraktığı haberi gündeme düştü. 27 adet Kalaşnikof, bir M249, bir keskin nişancı tüfeği ve bir RPG’nin imha edildiği bu tören, “Barış ve Demokratik Toplum” çağrısı altında, Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025’teki açıklamasına dayandırıldı. DEM Parti yöneticilerinin de katıldığı bu olay, bazılarınca tarihi bir adım olarak alkışlanırken, Türkiye’nin acılarla dolu yakın tarihine bakıldığında, bu sembolik jestin samimiyeti sorgulanmadan geçilemez. Çünkü bu Kalaşnikoflar, Türkiye’nin kanayan yaralarının sembolü. Peki, biz bu Kalaşnikofları nereden tanıyoruz? Ve bu teröristlere gerçekten güvenebilir miyiz? Kalaşnikof’un Kanlı Tarihi Kalaşnikof, basit, dayanıklı ve ucuz olmasıyla dünya çapında terörist grupların vazgeçilmez silahı oldu. PKK’nın 1978’deki kuruluşundan bu yana, bu silahlar Türkiye’nin dört bir yanı...